Eylül 09 2010 03:30:44
Ana Menü
ANASAYFA
FORUM
HABERLER
KÖŞE YAZARLARIMIZ
PITIRCIK SUNULARI
CİMCİME SUNULARI
JALE SUNULARI
BOYAMA RESİMLERİ
HİKAYE-MASAL-ŞİİR-TEKERLEME-BİLMECE
EVRAK DEPOSU
OYUN KÖŞESİ
LİNKLER
İLETİŞİM
ARAMA
Popüler Köşe Yazıları
YENİDEN MERHABA [275]
Dost Siteler

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar
Başlığı Görüntüle
OKUL YOLUNDA » ATATÜRK KÖŞESİ » ATATÜRK'ÜN ANILARI
SEFİRE YOLU GÖSTERİN!
Kullanıcı Adı
Parola
Kayıt S.S.S. Üye Listesi Bugünkü Mesajlar Arama

Başlığı Yazdır

05-02-2010 11:42 ÖS
Burada Olan Üyeler: 1 ziyaretçi
SEFİRE YOLU GÖSTERİN! | Düzenleyen cengizbaysal 05-02-2010 11:43 ÖS
Kullanıcı Avatarı

cengizbaysal

Okulyolunda Yönetimi


Mesaj Sayısı: 532
Katılım Tarihi: 06.12.09
SEFİRE YOLU GÖSTERİN!

Fransa'da çok meşhur bir sözlük vardır, Larousse. Burda bir kelime var, décapiter". Bu kelime 1931 yılındaki sözlükte boynunu vurmak diye ifade ediliyor. Kelimenin bir başka anlamı daha var. Kazığa oturtmak, yani sivri bir kazık hazırlamak ve insanları kazığın bir ucu ağzından çıkacak şekilde üzerine oturtmak. Vahşi bir uygulama. Burada kazığa oturtmak deyiminin manasını açıklığa kavuşturmak için örnek veriliyor:

"Türkler bugün bile esirlerini kazığa oturturlar."

Atatürk bunu öğrenince Fransız büyükelçisini yemeğe davet ediyor. Elçi diğer elçilere böbürleniyor, hava atıyor Atatürk tarafından davet edildiği için.. Köşke geliyor, yemekler yeniyor. Atatürk tabii bir şekilde elçiye bu kelimenin anlamını soruyor. O da bildiği anlamı söylüyor.

Atatürk:
"Kelimenin başka bir anlamı var mı?" diye sorunca büyükelçi:
"Bunu söylemek için sözlüğe bakmam gerekir" diyor.

Atatürk daha önce hazırlamış olduğu ve çalışanlarına öğütlediği şekilde Larouse'u getirtip büyükelçinin önüne koyduruyor. Elçi daha işin nereye kadar gideceğinin farkında olmadan hevesle okumaya başlıyor. Ancak kelimenin karşısında kazığa oturtmak konusunda verilen örnek cümleye gelince ancak yarıya kadar okuyabiliyor ve yarısından sonra yutkunarak Atatürk' ün yüzüne bakıyor.

Atatürk diyor ki:
"Demek ki biz Türkler bugün de esirlerlerimizi kazığa oturtuyoruz öyle mi, öyle mi sayın sefir? Sözlüğünüze böyle yazmışsınız , bu doğru mu?

Sefir hemen sözlüğü biraz karıştırıyor ve bir kaçamak noktası bularak diyor ki:
"Efendim bu sözlük Katolik Kilisesi'nin matbaasında basılmış, bildiğiniz gibi biz laik ülkeyiz, kilisenin yaptıklarının bizim hükümetimizle bir ilgisi yok. Bizi ilgilendirmez ve biz kiliseye karışamayız."

Atatürk:
"Öyle mi efendim, siz laik bir ülke olduğunuz için demek ki kiliselere karışamıyorsunuz. Öyleyse ben de yarından itibaren İstanbul'daki kiliselerin kapılarına koca birer kilit astırıyorum" diyor.

Bunu duyan sefir birden ayağa kalkıyor ve:
"Ekselans, protesto ederiz " diyor.

Bunun üzerine Atatürk:
"Hani sizi ilgilendirmiyordu, karışmıyordunuz?" diyor ve ilgililere dönerek: "Sefire yolu gösterin" diyerek bir anlamda onu kovuyor.

Sonra ne mi oluyor? Tabi Fransız hükümeti laiklik söylemlerini bir tarafa bırakıyor, hemen o sözlük toplatılıyor ve yeni baskısında o cümle çıkarılıyor.

Namık Kemal Zeybek
Atatürk'e yolculuk - Kanal B Televizyonu
 
Atlanilacak Forum:
Forum powered by fusionBoard
Bu Başlığı Paylaş
URL:
BB Kodu:
HTML:
Benzer Başlıklar
Başlık Forum Cevaplar En Son Mesaj
Bilgisayarin Hizini Arttiracak 55 Cozum Yolu BİLGİSAYAR İLE İLGİLİ BİLMEDİKLERİNİZ 1 04-01-2010 02:57